17 Kasım 2008 Pazartesi

Yemek arası Yoğurt Maskesi





Yemeğe önce pilav ile başlanacak. Pilav güzelce yenecek ki yoğurdu yememize izin verilsin.Kaşıktan önce şöyle bir parmaklarımızla tadına bakalım, güzel ise devam ederiz:))
Arada kaşığıda kullanalım. Bu yoğurt biraz fazla şöyle yüzümüze sürelim de cildimiz güzelleşsin. :)))

Keloğlan

Yazın Umut Can'ınsaçlarını koyamadığım için kestirmemiştim. ama uzayınca çok düzensiz olduğu iyice belli olunca artık kestirme vakti geldiğini anladık.Doğduğumuz zaman başımızdan da damar yolu açıldığında yanları jiletlenmişti, tepeler uzayıp yanlar kısa kalınca tamam hadi doğru berbere dedik. Tabi bu sefer kış geliyor çok kısaltmayalım dedik 5 numaraya vurduk saçları.
Saçları kesilincede çok tatlı oldu yaramaz.



akşam yemeğini hazırlarken gözümün onunde olsun diye mutfağa beraber girdiğimiz anlardan biri.Boncuk gözlü paşam kaşla göz arasında sandalyeye tırmanarak masanın üzerine çıkıp tuzluktaki tuzu boşaltıp kendince oyun oynuyor.
Çok yaramaz oldu bu çocuk, tabi bunun sebebide biziz.Yaşadığı onca şeyden sonra yaptığı herşey bize mucize olarak geliyor ve izin veriyoruz. Kardeşimizde geldi artık yavaş yavaş bunun önüne geçmemiz gerekiyor:)))))

11 Kasım 2008 Salı

Doğuştan Fanatik

Minik Kuşum büyüdüde formalar bile giyiyor. Babasının formasını getirip giydirmemizi istiyor. Formayı giyince elleri havaya kaldırıp gol gol diye bağırıyor.


Yaramazlıklarımız artık hat safhada, geniş yerleri brakıp dar yerlerde oynuyoruz. Sakız çiğnemeyi öğrendik ya ağzımızda sakız sehpanın altından etrafa laf atıyoruz....(Küçücük yere nasıl giriyor hala anlayabilmiş değilim :) )


Paşanın İlk Tatili

Ayın birinde bir kaç resim eklemiştim. Ertesi gün yani ayın ikisinde kalan resimleri eklerim diye plan yaparken, her zaman ki gibi planlarım tutmadı tabiki. Kısmet bu güneymiş.Evdeki herkesin mışıl mışıl uyumasını fırsat bilerek tatilimizin kalan resimleri geçikmelide olsa ekleyip, yaşadığımız yeni olayları anları yazmak istiyorum. Çünkü Umut Paşa büyüdü abi oldu ve 2 yaşımıza girdik.


Sarımsaklıda görülmesi gereken yerler Gelin Kayası ve Şeytan sofrası.Gelin kayasına gece gittiğimiz için resimler güzel çıkmadı. Şeytan Sofrasında manzara mükemmeldi.
Boncuk gözlümün elinden meyve suyu düşmedi hava sıcak çocuk biliyor sıvı tüketmesi gerektiğini :))
Cunda adasına gidilmeden olmaz, orada balığımızı yedik.Umut Paşa biraz kestirdi. Sonra yakalamaca oynadık. Babanın kucağındaki bakış benim bakışımmış. Anne nasıl bakıyor dediğimizde gözlerini kısıyor.





Ayvalıktan sonra buralara kadar gelmişiz kestirmeden Çanakkale'ye gidelim,Şehitliği ziyaret edelim deyip yola çıktık. Önce Truvaya uğradık, Boncuk gözlü bilmiş Umut Can orada incelemelerini yaptıktan sonra şehitliğe geçtik.



Çanakkale'den sonra İstanbul Silivriye uğradık. Oradan Avcılar'a uğramadan gelmek olmaz.Özlemişiz İstanbul'u.Deniz otobüsüyle Bursa'ya geçerken babasını yerine hiç otortmadı bütün gemiyi gezdi durdu 1,5 saat, yeni arkadaşlarda buldu bu arada.


Bu arada motorsiklet hastalığımız başladı. Nerede motorsiklet görsek mutlaka gidip bineceğiz.Motor sevdamız yüzünden dışarı çıktığımızda dönmemiz uzun zaman alıyor......

01 Kasım 2008 Cumartesi

Döndük Nihayet!.......

Bu sefer gerçekten uzun bir ara verdik, yazmak ve yeni resimler eklemek için her niyetlenişimde tembelliğe yenik düştüm. Ama artık silkelenip kendimize gelme vakti geldide geçiyor bile.
Boncuk gözlümle ilk kez tatile çıkmak farklı bir deneyim oldu.Bu tatil bizim için değil adeta Umut Paşa için oldu. Can kuşum ne isterse o yapıldı. Anne baba olarak bu tatilde Umut Can'ın emrine amade olduk.Seneye neler olur bilemiyoruz, nede olsa yakında kardeş geliyor ve Umut Can'ın kıskanmaması için şimdiden alıştırmaya çalışıyoruz.Biraz zor görünüyor gibi inşallah hafif atlatırız.
Bursa'dan yola ögleye doğru çıktık. İstikametimiz Ayvalık. 3 saatlik yolu 6 saatte aldık. her saat başı mola verdik, Beyefendi sıkılmasın diye. Yolumuzun üzerinde Gömeç var. Gömeç'i görmeyi çok istiyordum. Doğum izninde olan arkadaşımızda Gömeçte olunca bunu fırsat bilip bir saatte Gömeç'te geçirdik.

Ver elini Ayvalık Sarımsaklı. Methini çok duymuştuk,denizi tertemiz diye. Sarımsaklıda Boncuk gözlüm rahat etsin diye 2 oda 1 solan bir daire tuttuk.Bir hafta kendi evimiz gibi rahatımız yerindeydi.
Denizden çok havuzu sevdik. Sahile ilk gittiğimizde kalabalığı ve çıplak insanları görünce ağlamaya başladı ne yapsak susmadı :) Havuzu ve diğer çocukları görünce koşması tam bir eğlenceydi bizim için.....


Havuzdan çıkmak pek kolay olmadı. Bıraksak sabahtan akşama kadar suda kalacak, Bu çocuk bebekliğinden beri su kuşu ve vazgeçmeyede hiç niyeti yok.

Sudan çıkarttığımız için ağlamasını salıncakla susturabildik. Yorgun olduğu gözlerinden ne kadar belli. Uykusu gelmese salıncaktanda indiremiyorduk.


Denize alışmamız kolay olmadı. Ağustos ayında olmasına rağmen su soğuktu.

Bunlarda ender olarak denize girdiğimiz anlar!......