15 Ocak 2009 Perşembe
MUTLULUKTAN AĞLAMAK BÖYLE OLUYORMUŞ
Hiç mutluluktan ağlayacağımı düşünmezdim.Mutlu olunca insan neden ağlar diye düşünürdüm,meğer ağlanıyormuş. Umut Paşa kitap okumayı çok seviyor.Bir bebek mağazasının kataloğunun içinde oyuncak resimlerine bakıp bakıp odasına oynamaya gidiyor.
Dün akşam yine dergiye bakıyor,benim sütümün artması için içtiğim içeceğin resmini görüp dergiyi bana getirip annne anne diye içeceği gösteriyor. O kadar mutlu oldum ki gözyaşlarımı tutamadım. Benim boncuk gözlü oğlum büyüyor ve annesinin içtiği içeceği unutmamış. Belki bu olay bir çok kişi için basit bir olaydır ama benim için çok önemli. Umut Can uzun süre oksijen aldığı için algılamasının az olacağı veya yaşından çok geride takip edeceğini zaman zaman düşünüyorum ve benim minik kuşum bu düşüncelerimin yersiz olduğunu ara sıra bana hatırlatmayı ihmal etmiyor.
Binik kuşum sen bu yazdıklarımı büyüyünce okuyacaksın ve ben seni çok seviyorum.Senin varlığın, yaşamın benim için büyük nimet, bazen seni nasıl seveceğimi şaşırıyorum.
İyi varsın birtanem ..
11 Ocak 2009 Pazar
10 Ocak 2009 Cumartesi
Yemek değil Abur Cubur
06 Ocak 2009 Salı
DÜN GİBİ
Zaman o kadar hızlı akıyor ki bazen arkasından yetişemiyoruz.iki yıl önce Umut Can doğduğunda yaşamaz, bu çocuk büyümez diyen çok oldu. Biz hiç ümidimizi kesmedik. Paşa oğlum annesini bırakmayacaktı. Bende ondan ümidimi kesmeyecektim, çünkü ablası onu bana, beni ona emanet edip gitmişti. Günlerce küvözün başında gözlerini açsın bana bir kere baksın diye azmı hareketsiz bekledim.İlk kez sesini duyduğumuzda ne kadar çok sevindiğimizi anlatmaya kelimeler yetmez. Hemşiremiz ilk kez mi ağladığını duydunuz demişti. Birde gece gelin hiç susmuyor diye ilk şikayetimizi almıştık.Ne güzel bizim oğlumuzda şikayet ediliyordu. Buda demek oluyor ki paşamız boncuk gözlümüz büyüyordu. Aradan iki yıl geçti ve minik kuzum, 30 cm lik bebek büyüdü ve abi oldu. Tabiki büyüyecek diyeceksiniz ama ben hala inanamıyorum, yaptıklarına durup hayran hayran bakmaktan kendimi alamıyorum.Şimdi Umut Can şikayet ediyor. Hala konuşamıyor ama eliyle işaret edip gıy gıy diye şikayetini sıralıyor.
Dün akşam yaptığı harekete tamamen koptum. Mutfakta sandalyeye çıkıp oturdu,bende yanına oturup hadi babayıda çağır oda otursun dediğimde, baba gel bir kere dedi, tekrar dedirmek istediğimde baba bi baba bi diyen çocuga gel dedirtemedim. Esas koptuğum an bi zazaca gel demekmiş. Paşa 7 ay da olsa Diyarbakır'ın ilçesi Eğil'de kaldı. Oranın halkı zaza ve herhalde konuşmalar kulağında kalmış.Korkulur bu prematürelerden hiç bir şeyi unutmuyorlar.

